20090203

there was snow: white snow

burada her şey biblo (belki yağlı bir tablö) gibi. hiçbir şey aksamıyor: trenler, sipariş edilen yemekler,.. hayır gerçekten arıza arıyorsun, hızlı giden arabalardan korkan bir korkuluk olarak yaşadığın türkiye'deki CANIM arabaları bile özlüyorsun. insanlaraysa bir şey sorduğunda (mesela çok enteresan bir örnek verecek olursam; adres) insanlar sana WHAT? diye dövecek gibi bakıp, sonradan kıvama geliyorlar. inanılmaz bir toplum bilinci var, yolda tartışamıyorsun bile. seni şikayet ediyorlar: sonra 3 tane polis arabası seni 3 sokak boyunca takip ediyor, sonra çağırıyor ve tartıştığın arkadaşının sana tecavüz edeceğini falan sanıyor. "you had a phone call at hedehödö, and over there you grabbed her" diyor. ben de onlara "listen, i'm in period, OKAY!?" diyorum. adam asla önemsemiyor, ama aslında adam gerçekten 3 metre boyunda filan. braveheart gibi bir şey yani. sonra kavga filan kalmıyor tabii, 1.75lik bir kardanadam oluyorum karların arasında. the point is: burada kavga filan da edilmiyor.

akla gelebilecek en saçma sapan ve rahatsız edici şeyleri yapası geliyor insanın. aslında adres sormak bile yeteri kadar rahatsızlık veriyor bu insanlara. AMA MESELA?

bir de rüzgar esmiyor burada, gerçekten. belki de biblo gibi gözükmemizin sebebi de budur.